Attouda Antik Kenti

Ege Bölgesi’nin doğusunda bulunan Denizli ili, sahip olduğu arkeolojik ve tarihi alanlar bakımından ülkemizdeki en zengin yerleşimlerden birisidir. UNESCO tarafından dünya mirası listesine alınan Hierapolis, geçici miras listesine alınan Laodikeia ve Tripolis gibi önemli antik kentlerin bulunduğu il, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi bu arkeolojik alanlarda ağırlayan bir kültür turizmi merkezidir. Verimli toprakları ve zengin su kaynaklarının yanı sıra önemli yol güzergahlarının da üzerinde bulunan bölge, binlerce yıldır birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Attouda ve Hisar yerleşimini, Denizli ilindeki diğer antik kentlerden ayıran nokta, bu farklı medeniyetlerin izlerini tek bir yerleşimde adeta bir zaman tüneli şeklinde izleyiciye sunmasıdır. Elimizdeki arkeolojik verilere göre MÖ 7-6. yüzyılda kurulan yerleşim, neredeyse kesintisiz bir şekilde günümüze kadar devam etmiştir. Bu özelliğiyle Attouda ve Hisar Köyü, Arkaik, Klasik (?), Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi’ne ait yapılara ve eserlere sahip bir açık hava müzesi kimliği kazanmıştır.

Attouda antik kenti, günümüzde Denizli ili, Sarayköy ilçesi Hisar mahallesi (Hisar Köyü) sınırlarında yer almaktadır. Salbakos (Babadağ) Dağı’nın kuzeyindeki doğal bir tepe üzerine konumlandırılan yerleşimin kuzey, güney ve doğusu sarp uçurum olup batı kısmı Salbakos Dağı’na yaslanmaktadır. Kentin kurulduğu alan bu şekliyle doğal bir kale görünümünde ve oldukça korunaklıdır. Yerleşimin kuzeyinde Arap Deresi, güneyinde Bakla Deresi bulunmakta olup bu dereler kentin etrafında doğal bir sınır hattı meydana getirir. Kentin doğusunda birleşen dereler, Menderes Irmağı’na doğru akmaktadır. Denizli-Sarayköy yönünden gelen yol hattı ise Arap Deresi’nden geçildikten sonra yerleşime ulaşmaktadır.

Salbakos Dağı üzerinde bulunan yerleşim, Phrygia ve Karia bölgeleri arasında bir geçiş noktası olmasının yanında antik dönemde her iki bölgeyi birbirinden ayıran sınır hattını da oluşturmuştur. Strabon (XII.8.17), Attouda’ya bağlı kutsal bir köy yerleşimi olduğu düşünülen Karoura’nın, Phrygia ve Karia arasındaki sınırı meydana getirdiğini bildirmiştir. Strabon’un (XIV.2.29) verdiği bilgilere göre, Ephesos’tan doğuya doğru yola çıkan bir kişi sırasıyla Ephesos, Magnesia, Tralleis, Nysa, Antiokheia, Karoura ve Laodikeia’ya ulaşım sağlamaktadır.

Attouda’nın sahip olduğu stratejik konum, kentin Karia, Phrygia ve Lydia bölgesinin önemli kentleriyle bağlantı sağlamasına ve özellikle Karia ve Phrygia bölgesinin etkisinde bir gelişim süreci yaşamasına sebep olmuştur. Kentin konumu, Laodikeia, Hierapolis, Tripolis ve Aphrodisias gibi bölge için son derece önemli olan yerleşimler arasındaki bağlantının kurulmasını sağlamıştır. Antik dönemde Aphrodisias ve Attouda arasında kullanılan bir dağ yolu da bulunmaktadır. Aphrodisias yönünden Attouda’ya uzanan bu yol, Menderes Nehri’ne ulaşarak kuzey ve doğuya devam eden bir yol güzergahına yakındır. Bu durumdan dolayı da Attouda bölgenin önemli bir merkezi haline gelmiştir. Attouda’nın coğrafi konumuna bağlı olarak yakın ilişki içerisinde bulunduğu diğer bir kent Trapezopolis’tir. Bu kentler, Attouda’nın yönetim alanını yaklaşık olarak belirlememize de olanak sağlamaktadır. Kentin yönetim alanı kuzeyde Menderes nehri, doğuda Laodikeia, güneyde Trapezopolis, batıda Kidramos ile Salbakos Dağı’nın arka yamacındaki Aphrodisias, Gordiou-Teichos (Karacasu), Antiokheia kenti ve Morsynos Vadisi’yle sınırlı olmalıdır.